Zonguldak Haberleri
Giriş Tarihi : 16-04-2021 15:00   Güncelleme : 16-04-2021 19:01

"SAĞLIK EMEKÇİLERİNE YÖNELİK AYRIMCI GENELGELERİ KABUL ETMİYORUZ"

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Zonguldak Şubesi Yönetim Kurulu, sağlık emekçilerinin kamuda mesai saatlerine yönelik getirilen esnek çalışma planına dahil edilmedikleri için yazılı bir açıklama yaptı.

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Zonguldak Şubesi Yönetim Kurulu, sağlık emekçilerinin kamuda mesai saatlerine yönelik getirilen esnek çalışma planına dahil edilmedikleri için yazılı bir açıklama yaptı.Tepkilerini dile getiren sendika üyeleri; "Sağlık emekçilerinin 14 aydır bütün uyarılarına kulak tıkayan hükümet sürecin başından beri alınması gereken hiçbir toplumsal önlemi almamış durumdadır." ifadesini kullandı. SES Zonguldak Şubesi'nden yapılan açıklama şöyle: " Sağlık alanında örgütlü emek ve meslek örgütleri defalarca kontrolsüz normalleşme ile sağlık krizinin derinleşeceği uyarısında bulunmuştur. Ancak buna rağmen Sağlık Bakanlığı’nın son genelgesi ile pandemiyle mücadelede temel stratejinin yine sağlık emekçilerini öldüresiye çalıştırmak olduğunu ilan edilmiştir.
Sağlık emekçileri uzun süredir bu zor çalışma koşulları altında tükendiklerini ifade etmektedir. Sağlık Bakanlığı bu konuda herhangi bir adım atmazken yayınladığı yeni genelge ile bir kez daha sağlık emekçilerine yönelik ayrımcılık yapmış ve sağlık emekçilerini hayal kırıklığına uğratmıştır. Cumhurbaşkanlığı genelgesi ile esnek çalışma ve idari izinler tüm kamu çalışanları için geçerli iken sağlık emekçileri bu haklardan muaf tutulmuş, ölümüne çalışma dayatılmıştır. 
Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı genelgeye göre;
2020 Kasım ayında Sağlık Bakanlığı genelgesi ile her ne sebeple olursa olsun görevden çekilme (istifa) talebi kabul edilmeyecek dendi ve bu yasak hala devam etmektedir. OHAL ilan edilmeden istifa ve emeklilik yasağı getirilemeyeceği ortadayken sağlık emekçilerinin bu haklarının ellerinden alınması Anayasaya aykırıdır.
Yine bu 2. Genelgede iller arası geçici görevlendirilen (resen atanan) personelin derhal ayrılışı yapılarak görevlendirildiği yere gitmesi sağlanacak denmektedir. Pratikte bunun karşılığı çoğunlukla sürgün anlamına gelmektedir. Oysa sürgün suçtur, bu durum kabul edilemez.
Anayasal güvence altında olan ve Dünya Sağlık Örgütü’nün de önemini vurguladığı dinlenme hakkına izinler durdurularak yine 2. kez müdahale edilmiştir.  Hele ki pandemi ile mücadele edilen, normal zamanlara göre daha yoğun ve uzun saatlerle çalışılan böylesi bir dönemde bu müdahale sağlık emekçilerinin yaşam hakkını yok saymak demektir. 
Radyoaktif ışınla çalışan personele verilmekle yükümlü olunan bir aylık sağlık izni (şua izni) kurum amirlerinin inisiyatifine bırakılmıştır. Röntgen ve tomografinin tanıda kullanımı pandemi süresince daha da artmış olup radyasyonla çalışan sağlık emekçilerini normal zamana göre daha fazla korumak gerektiği ortadadır. Radyasyonun kanser yapıcı etkisini azaltmak için verilen şua izinlerinin ertelenmesi ve kurum amirine bırakılması demek sağlık emekçilerine “ya Covid ol ya da kanser ol” demektir.
Kamuda görev yapan ve 10 yaş altı çocuğu olan kadın emekçilere tanınan idari izinlerin kadın sağlık emekçilere tanınmaması büyük bir ayrımcılıktır. Ayrıca çocuk izni ebeveyn iznidir, çocuğun bakım yükü sadece anneye bırakılamaz. Eşlerden talep edenin izin hakkı amasız, koşulsuz yerine getirilmelidir. Fatma hemşirenin idari izin verilmediği ve izin alamadığı için nöbete giderken komşusuna bırakmak zorunda kaldığı çocuklarının yangında can vermesi hepimizin hafızasındadır. Böylesi insanlık dramlarının tekrar yaşanmaması için idari izin verilmelidir.
Çalışma saatlerinin kamuda 6 saate indirilmesinden sağlık emekçileri yine faydalandırılmamakta ve kamu emekçileri arasında eşitlik sağlanmamaktadır. Bu eşitsizliğin giderilmesi için 6 saat üzeri çalışmanın fazla mesai kabul edilmesi ve sağlık kurumlarında çalışan tüm emekçilere ödenmesi gerekmektedir.
Kadın emekçileri hamile olduğu tespiti yapıldığından itibaren idari izinli sayılmalıdır.
Emziren annelerin sadece süt izinleri kapsamında değerlendirilmemesi ve emziren annelere idari izin verilmesi gerekmektedir.
Bütün bu düzenlemeler kamu emekçilerine tanınırken sağlık bakanlığının yarattığı bu eşitsizliği ve ayrımcılığı kabul etmiyoruz. Çünkü sağlık emekçisinin en temel insan hakları olan yaşama hakkı ve dinlenme hakkı yok sayılmakta, sağlık sisteminizin maliyet dengesi olan az elemanla çok iş denklemiyle bilinçli bir şekilde sürdürdüğünüz personel eksikliği bu duruma gerekçe gösterilmektedir.
Sağlık Bakanlığı’na çağrımızdır; 
Atama bekleyen binlerce sağlık emekçisinin derhal kadrolu, güvenceli ataması yapılmalıdır
Haksız, hukuksuz şekilde işlerinden edilmiş hepsi de uzun yıllarını meslekte geçirmiş tecrübeli insanlar olan KHK’li sağlık emekçileri işlerine döndürülmelidir.
Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yasasının kaldırılmalı ve bu sebeple işe başlatılmayan sağlık emekçileri bir an önce işlerine başlatılmalıdır.
Pandemi yönetiminde sağlık alanındaki emek ve meslek örgütleri karar alma süreçlerine dahil edilmelidir.
Covid-19 iş kazası ve meslek hastalığı kapsamına alınmalıdır.
Sağlıkta şiddet önlenmelidir.
Bütün sağlık emekçilerinin temel ücretleri yoksulluk sınırının üzerinde olacak şekilde düzenlenmelidir.
Kronik hastalığı olan ve 60 yaş üstü tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerine idari izin verilmelidir.
Sağlık emekçileriyle ilgili son yayınlanan genelge ile izin ve idari izin hakkımızın ortadan kaldırılmasını, sürgünlerin önünün açılmasını kabul etmiyoruz. Dinlenme hakkımız aynı zamanda yaşam hakkımızdır, yaşatmak için yaşamak istiyoruz, yaşam hakkımıza sahip çıkıyoruz."