Zonguldak Haberleri
Giriş Tarihi : 22-04-2021 16:20   Güncelleme : 22-04-2021 19:20

DEMİRSU, İŞKUR AİLESİNE VEDA ETTİ

Çalışma ve İş Kurumu (İŞKUR) Zonguldak İl Müdürü Gönül Demirsu, kurum çalışanlarına veda etti.

DEMİRSU, İŞKUR AİLESİNE VEDA ETTİ

İŞKUR Zonguldak İl Müdürü Gönül Demirsu, 47 yıllık çalışma hayatını tamamladı. Bugün itibariyle çalışma hayatına veda eden Demirsu, ziyaretlerini tamamlamasının ardından çalışma arkadaşları ile buluştu. Veda nedeniyle zor anlar yaşayan Demirsu, "Kimine göre bir ömür, kimine göre bir hayatın tamamı…
Benim içinse; kendi hayat hikayemi yazdığım  hayat ağacımın gövdesi, dalları, yaprakları..Yani benim yaşam öyküm.." ifadesini kullandı. Demirsu'nun veda konuşması şöyle: "Çok değerli çalışma arkadaşlarım;
Bugüne kadar hem sosyal, hem de iş çevremde birçok konuşma yaptım. Ayrıca gerek emekli olan, gerekse naklen atanan arkadaşlarımızı uğurladık..En zor  gelen, en ağır gelen, yüreğimi titretecek, duygulanacağım bir konuşma olacak bugünkü…
O nedenle , duygularımı ifade eden sözleri karalamaya çalıştım.  Zaman zaman sesim titreyebilir, belki ses tonumu ayarlayamayabilirim.. Beni anlayacağınızı umuyorum.
Evet…26.Ağustos.1974
24.Nisan.2021
Tam 47 YIL …Değerli Arkadaşlarım..
Kimine göre bir ömür, kimine göre bir hayatın tamamı…
Benim içinse; kendi hayat hikayemi yazdığım  hayat ağacımın gövdesi, dalları, yaprakları..Yani benim yaşam öyküm..
Çocuk denecek bir yaş aslında 18……Her ne kadar reşit sayılsa da birey; 18 yaşında bir çocuk kalbini taşır. Tertemizdir bu kalp, saf ve masumdur. Dedim ya “çocuk kalbi”
İşte, memuriyette benim hikayem de 18 yaşında başladı….Yani, evli ve anneliğe aday bir halde iken..Hem çocuk kalpli, hem çocuk taşıyan, yani kalbi çocuk,  ve çocuk kalbinin attığı bir bedende bu işyerindeki hikayeme başladım ben de.
O zamanlar bir umuttu benimki..     Bir dua..     Bir yakarış..
Ve sonunda birincilikle kazandığım sınav ve hayat hikayemin en uzun dönemini yazacağım memuriyet dönemim oldu..
Memuriyete,  içimde büyüyen yavrumla adım atmıştım ve çalışma hayatımın başlangıcı bu şekilde oldu.
1974 yılından 2012 şubat ayına kadar işçi-işveren ilişkilerini düzenleyen çalışma hayatının düzenlenmesi ve çalışma barışının sağlanması ile yoğrulduk.
Kurumun her kademesinde; arşiv memurluğundan tutun da mutemetlik dahil görev yaptım.
İlkokul mezunu bir arkadaşımın “sen de bizim gibisin, bizden farkın yok” demesi ile bitimine 3 ay kala bıraktığım  lise ve üniversiteyi dışarıdan dışarıdan, bu kurumda iken  bitirmek nasip oldu.
Elbette çalışma hayatında insanların ilerlemesinin, kariyer yapmasının olağan ve talep edilen bir karakter özelliği olduğu şüphesizdir.
Ancak, kariyer yapabilmek ve başarılı olabilmek  için de herkesin gösterdiği çabadan daha fazla gayret sarfetmek gerekir. Memuriyet hayatım süresince çalışmaktan hiçbir zaman gocunmadım.
2011 yılının son aylarında Kurumların birleşmesi ile birçoğunuzla yeni bir sayfa ile çalışmaya başladık.
Sizin de bildiğiniz gibi Kurumumuz, iş alanı olarak, en zorlu iş sahalarından biri… insanların umutları, hayalleri veya hayal kırıklıkları bu kurumda nefes bulur. 
Acılar, hüzünler, sevinçler, hayaller, hayal kırıklıkları, umutlar…..Tüm bu duyguların en yoğun hali bu kurumun parçalarıdır adeta…
İnsanoğlunun her karakterini tecrübe ettiğimiz, en acılı hayat hikayelerini dinlediğimiz, gençlerin umut kapısı, meslek hayallerinin vücut bulduğu mekan…
Kendi acılarımızı  unutturacak kadar acı yaşamlara tanıklık ettiğimiz hikayeler…..Sevinç çığlıklarının yankılandığı, umutların yeşerdiğine şahit olduğumuz bir kurum….
Geçimlerini, rızıklarını, hayat döngülerini planlarken bu kurum hep başroldedir. Ve bizler tüm bunlara tanık oluruz her gün….
Her kademesinde bulunduğum bu kurum benim yalnızca işyerim olmadı  hiçbir zaman…
Kimi zaman evim,
Kimi zaman insanların dertlerini dinlediğim terapi merkezi,
Kimi zaman tüm hayat problemlerimi unutturan sığınağım,
Kimi zaman sahip olduğum şeyleri, sahip olamayanları gördüğümde dua sığınağım..
Kutsaldı yani...
Bu kurumda büyüdüm aslında….Hayallerimi, umutlarımı, sevinçlerimi hep bu kurum çatısı altında yaşadım….En acı günlerime de bu kurumda çalışarak dayandım..
Kısacası; ben kendi hayat hikayemi   bu kurumda yazdım.
İnsanoğlunun her türlü karakterine bu kurumda çalışarak tanıklık yaptım.
Kiminin hayallerine ulaşmasının ardından duasını aldım, kiminin ulaşamadığı hayallerinden dolayı; kızgınlıkla yaptığı bedduasını..
Üzülmedim…yılmadım…
Zaman içinde bu beddualar yerini duaya bıraktı çünkü…
Birlikte çalıştığım siz kurum arkadaşlarıma, her zaman iyi bir yöneticinin taşıması gereken vasıfları edinerek örnek olmaya çalıştım. 
Asla despot bir ortama, lakayit bir davranışa izin vermedim. Kurumun şerefini ve liyakatını her daim koruyarak çalışma arkadaşlarımın kimi zaman annesi, kimi zaman dost veya arkadaşı olarak destek olmaya gayret ettim. Kurum kimliğimi asla bırakmadan..Memuriyet ilkelerini asla terketmeden..
Kısacası bu dünyada “kadın” olmak yeterince zorken; bir kadın olarak çalışma hayatımı onurumla yaşadım.
Hayatımın en acı dönemlerine de bu kurum tanıklık etti… Anne karnında, birlikte çalışmaya başladığım canım yavrumu bu kurumda çalışırken Rabbime tekrar emanet ettim.
Dayanılmaz acıma merhem; yine çalışma arkadaşlarım  oldu…Acımı mesai arkadaşlarımla, sizlerle  birlikte avuttum..Yani, bu kurum benim hayatım oldu..
Kısaca; hayatın tamamının, duyguların ete kemiğe büründüğü mekan benim çalışma alanım.
 İşte tüm bunları bizler bu kurumda hayatımıza dahil ederiz. Kiminin hayallerinde başrol oynarız, ve hayallerin mutluluğa ulaşmasına tanık oluruz. Kiminin ise hüzünleri ve hayal kırıklıkları sonucunda yaşadığı isyanları yaşarız.
O zamanlarda da teselli etmek, umut aşılamak bizim işimizin bir parçası olur. Vatandaşlarımızın umut tohumlarını ekmek de bize düşer zaman zaman..
Böylesine dinamik bir hayat döngüsünün en aktif şekilde yaşandığı işyerimde ben de ömrümün 47 yılını  yaşadım, harcadım. İşyerimin her karesinde ben de umutlarımı ektim, suladım ve yeşermesini izledim. Her başarı bir sonraki adımımın tetikleyicisi oldu. 
Yeşermeyen kısımları tecrübe olarak aktardım hayat kitabımın sayfalarına..
Memuriyet sürecimi bir eğitim dönemi olarak da gördüm ve hep öğrenme açlığımı besledim. 
İşimi ders olarak anlatacak kadar ustalaştım. Bilgilerimi hep güncelleyip yeni nesillere aktarma fırsatı buldum. Hem kendimi, hem onları eğittim.
Hayatta yüreğimi en çok yakan acılarımı da kurumun yollarında yaşadım.
Engeller karşısında durmadım, duraksamadım, yılmadım..Engelleri sıçrama rampası olarak kabul ettim. Çünkü Hz.Mevlana’nın  “her şey üstüne gelip, seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde sakın vazgeçme! Çünkü orası senin kaderinin değişeceği yerdir!” ölçüsüyle hareket ettim. Başarılarımdan da rehavete kapılmadım.
Evet; 47 yılımı dolu dolu ve verimli geçirmenin hazzı ile huzurlarınızda bu dönemi noktalıyorum. 
Hayatıma kattığınız her değer için bu hayattaki sahip olduğunuz renkleri benim resmimde de zenginleştirdiğiniz için, bıraktığınız anılarla beni zenginleştirdiğiniz için hepinize binlerce teşekkür ediyorum.
Bundan sonraki hayatınıza bir dost olarak kabul ederseniz bilgi ve tecrübelerimle her daim müracaat edebileceğiniz arkadaşınız olarak katkıda bulunacağımı belirtmek istiyorum. Sezai Karakoç’un  dediği gibi  biz koşu bittikten sonra da koşan atlar olmaya mecburuz.
İnsan, hayatı boyunca mutlaka hata yapar. Ben de bir insanım ve mutlaka hatalarım olmuştur. Bunlar için sizden helallik istiyorum.
Gözümü arkada bırakmadan kurumuma ve çalışma arkadaşlarıma hoşçakalın diyorum. İyi ki hayatıma girdiniz…Bundan sonra da dostluğunuzla var olun….Allaha emanet olmanız duasıyla hoş kalın, hoşça kalın. hakkınızı helal edin..Hepinizi çok ama çok seviyorum..hoşçakalın  CANLARIMMM..EVLATLARIMMM……"